Mobil Uygulamanı Test Et

5Her geçen yıl akıllı telefon kullanıcıları arttıkça Mobil uygulamaların kullanımı da hızla artıyor. İstatistikler mobil telefon veya tablet kullanıcılarının artık web arayüzlerini daha az tercih ederek zamanlarının %89’unu mobil uygulamalarda geçirdiklerini gösteriyor. (https://www.go-globe.com/blog/mobile-apps-usage/)

2014 yılı 35 milyar dolarlık mobil uygulama gelirlerinin, 2017 yılında iki katından daha fazla artarak 77 milyar dolara yükseleceği öngörülüyor. Bunun gibi istatistikler pazarın potansiyelinin yüksek olduğunu ve uygulama pazarında kendilerini doğru yapılandıranların büyük gelir elde edebileceklerini gösteriyor. ‘Doğru yapılandırmak’ derken hata içermeyen, kullanım kolaylığı olan, iyi bir arayüzüne sahip, güvenli ve hızlı uygulamalar demek istiyoruz. Bu sonuçlara ise, ancak doğru testlerden geçen uygulamaların erişebileceğini söyleyebiliriz.

Uygulama geliştirirken kullanılan ortamları, Lise yıllarında Kimya sınavlarında bol bol kullanılan bir kısaltmaya benzetiyorum N.Ş.A (0°C sıcaklık ve 1 ATM basınç). Ortam koşulları belirlidir, bu sayede hesaplama yaparken bu koşullardaki değişkenliği dikkate almanıza gerek yoktur. Uygulama geliştirirken de böyledir aslında. Laboratuvarlarda kusursuz bir ortama sahibizdir; bağlantı sorunu olmaz, cihaz sayımız azdır, gereksiz uygulama yoktur ortamda ve hepsi en güzel işletim sistemlerine sahiptir. Ne yazık ki gerçek dünya koşullarında böyle bir ortamlara sahip değilizdir ve uygulamalarımız bir çok problem ile karşı karşıyadır.

Uygulamalarımızın gerçek dünya koşullarında karşılaşacağı başlıca sorunları sıralamak gerekirse;

  •  Farklı tip cihazlar: Mobil cihaz sayıları her geçen artıyor, ve bunlar farklı ekran boyutlarına, çözünürlüğe, işlemci güzüne ve diğer özelliklere sahipler. Uygulamamızın tüm bu cihazlarda çalışabildiğine nasıl emin olacağız?
  •  Gerçek cihazlar: Emülatör veya simülatörler yeterli mi? Gerçek cihazların ekranlarına dokunan parmaklar ile fare tıklamaları arasında çok büyük fark var. Peki bu kadar farklı cihaza nasıl sahip olabiliriz?
  • Konum: Bağlantınız, ağ ve konumunuza göre değişiyor, fakat bunu lab ortamında tekrarlamak mümkün mü?
  • Güncellenmeyen yazılımlar: Düzenli olarak yazılımlarını güncellemeyen birçok kullanıcı var. Hatta çok eski Android sürümlerine sahip yüz binlerce cihaz var. Uygulamanız bu eski sürümlerde nasıl çalışacak?

Yukarıdaki sorunlara daha bir çok madde eklenebilir. Uygulamalarınızı geliştirirken, bir taraftan da sürekli farklı koşullar ve ihtiyaçlar için test ederek, bu tarz sorunlarla karşı karşıya kalmamayı ya da en aza indirmeyi sağlayabiliriz. Canlı ortamda son kullanıcılar tarafından bulunan sorunların maliyetinin ne kadar yüksek olduğunu düşünürsek, doğru testler yaparak bu maliyetlerden de kurtulabileceğiz.

Sonuç olarak, uygulama geliştirmenin en önemli parçalarından biri olan “Test” konusu çok önemli ve mutlaka süreçlerin içerisinde yer alması gerekiyor. Siz “Mobil uygulamanızı güvenle yayımlayın”, Test işini bize bırakın.

hh

Bğlantılı Yazılar